

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Beştepe’de 3 saat süren Kabine Toplantısı sona erdi.
Erdoğan, “İllerimizi, Bakanlığımızın belirlediği kriterlere göre 4 gruba ayırarak mart başı itibarıyla kademeli normalleşme sürecini başlatıyoruz. Halen uzaktan eğitimle faaliyetlerine devam eden öğrencilerimizin durumu, illerimizdeki vaka sayısına göre değerlendirilecektir.” dedi.
Türkiye üzerinde hesabı olan çevreler, 2013 yılından itibaren pek çok araçla birlikte PKK’yı da yeniden harekete geçirdiler. Bu dönemde terör meselesini suhuletle çözüme kavuşturmak için, tüm riskleri göze alarak çeşitli adımlar attık. Hiçbir insanımızın kanı dökülmesin, analar ağlamasın, çocuklar yetim kalmasın diye her türlü gayreti samimiyetle gösterdik. Buna rağmen ülkemizin bütünlüğüne göz diken çevrelerle birlikte hareket eden terör örgütü yeniden eylemlere başladı.

Özellikle 2015 Temmuz ayından itibaren yoğunlaşan saldırılar, çeşitli ilçelerimizin çukurlarla kuşatılmaya çalışılmasına kadar vardı. Sur, İdil, Cizre, Silopi, Nusaybin, Derik, Dargeçit ilçelerimizde yaşanan hadiseler bastırılmıştır. Bununla kalınmamış, sınırlarımızın içinde kapsamlı terör operasyonları yürütülmüştür. Bu saldırıların ardından gelen 15 Temmuz darbe girişimi terör olaylarıyla ülkemizde oluşturulmak istenen iklimin asıl amacını ortaya sermiştir. Türkiye’ye, terörden darbeye her yöntemi kullanarak diz çöktürmeye çalışanlara karşı milletimiz istiklaline ve istikbaline canı pahasına sahip çıkarak tarihi bir ders vermiştir.
Burada rakam olarak ifade ettiğimiz her bir şehidimizin, her bir gazimizin, hatta her bir teröristin birer can olduğunu unutmayalım.
Biz, inancımız ve değerlerimiz yolunda mücadele ederken şehitlik ve gazilikle müşerref olmayı en üstün vasıf olarak kabul ederiz. Bizim elimizde tek bir masumun kanı yoktur. Olmamıştır. Olmayacaktır.
PKK’yla arasına mesafe koyamadığı için bizim nezdimizde hiçbir zaman gerçek bir siyasi kurum hâline gelemeyen bir parti var. Bu parti, kendi resmi hesaplarından PKK’yla irtibatlarını belgeleyen bir paylaşımda bulunduğu için İletişim Başkanımızı “Hesap vereceksiniz” diyerek tehdit ediyor. Terbiyesize bak. Alçaklıkta demiyorum, çukurlukta sınır tanımayan bu terör örgütü yardakçılarına Cumhur İttifakı olarak diyoruz ki; asıl bu millet sizden önce şehidimizin onca gazimizin hesabını soracak. Hem de öyle bir soracak ki bir daha kimse benzer ihanetlere teşebbüs edemeyecek.
Hadi bunlar tescilli terör yardakçısı, peki bu ülkenin ikinci büyük partisi konumundaki CHP’ye ne oluyor? Kılıçdaroğlu dün yine çıktı tamamı yalan, yanlış, hezeyan olan bir sürü zırvayı arka arkaya sıraladı. Arada bize de güya sorular soruyor. Bu soruları dünyadan ve ülkemizden haberi olmayan, tüm ömrü kuytu köşelerde geçmiş bir meczup sorsa diyeceğiz ki mazurdur. Ama öyle değil. CHP’nin başındaki adamcağız, hayatının bir bölümü memuriyetle, kalan kısmı siyasetle geçmiş, kasetle gelmiş de olsa bunca yıl CHP’nin genel başkanlığı koltuğunu cebren işgal etmiş bir adamcağızdır. Bu şahsın, PKK’nın nasıl bir alçak yapı olduğundan, bugüne kadar hangi katliamları yaptığından, kimlerden destek aldığından, insanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmadığından habersiz olduğunu anlıyoruz.
Milli Savunma ve İçişleri Bakanlarımız gidip hem CHP’nin başındaki zatı hem de İYİ Parti Genel Başkanını bilgilendirdiler. Ayrıca TBMM’ye de gereken izahatı verdiler. Yapılan bilgilendirme toplantısının hemen ardından, CHP grup toplantısında sergilenen pespayelik, söz konusu zatın rezil karakterinin artık iyice bildiğimiz tanıdığımız tezahüründen başka bir şey değildir.
Ülke olarak bir yandan terörle, bir yandan salgınla uğraşırken demokratik ve ekonomik kalkınmamızı ileriye taşıyacak çalışmaları da asla ihmal etmiyoruz.
Türkiye’nin yeni başarı hikayelerini teknoloji öncülüğünde özgün işlere imza atan bilim insanlarımızla birlikte yazacağız. Geleceğimizi yüksek teknolojide, inovasyonda arıyoruz.
Bu alanda gelecek 10 yıldaki hedeflerimizi ve yol haritamızı paylaştık. İnandığımız ve kendimizi adadığımız müddetçe bu hedeflere ulaşma konusunda önümüzde hiçbir engel göremiyorum.
Son 18 yılda yaptığımız yatırımlarla bugün uzay alanında olgunlaşmış insan kaynağına sahip bir Türkiye var. Kendi uydularını üretebilen, geliştirebilen dünyada az sayıdaki ülke arasındayız. Gözünü uzaya dikmiş tutkulu evlatlara sahibiz. Ay’a ulaşmak ya da uzaya bir Türk vatandaşını göndermek gibi hedefler emin olun yalnızca birkaç adım ötemizdedir. Milli Uzay Programı’nın milletimizce büyük bir heyecanla karşılandığını görmek bizleri ayrıca memnun etti.
Bu milletin derdiyle dertlenemediği gibi başarılarıyla gururlanamayan nasipsizler burada da kendilerini gösterdiler. Biz Samanyolu Galaksisi diyoruz, onların aklı hala samanda. Bu atılıma uzay masalı diyecek kadar küçüldüler.
Bu yolda attığımız önemli adımlarda bir diğeri olan Türkiye’nin Otomobili projesi de son sürat devam ediyor.
Şu ana kadar 35 bin zemin güçlendirme kolonu imal edildi. Boya, enerji ve gövde binalarının altyapı çalışmaları tamamlandı. Otomobilimizin teknolojik donanımına ilişkin geçtiğimiz hafta da önemli bir adım attık.
Fikri mülkiyet haklarının tamamı size ait olan bir otomobile sahip olduğunuzda işte hangi teknoloji isterseniz onu aracınıza ekleyebiliyorsunuz. Bu araç Türkiye’nin yerli ve milli otomobili olarak geliştirilmeseydi, böyle bir adımı da gerçekleştiremeyecektik. Aziz milletim, üretim cephesinde de Türkiye yoluna güçlü şekilde devam ediyor.
2020 yılının son çeyreğinde sanayi üretimini en çok artıran G-20 ülkesi olmayı başardık.
Salgın başladığında IMF, 2021 yılı başında Türkiye’nin yüzde 5 daralacağını söylemişti, şu anda IMF, Türkiye’nin yüzde 1,2 büyüyeceği şeklinde tahminini güncellemek zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıl, 169,5 milyarlık bir ihracat rakamına ulaşarak, küresel ihracat içerisindeki payımızı yüzde 1’in üzerine çıkardık.
Ekonomimizin bu dönemde gösterdiği performans, salgın sonrasında ülkemize duyulan güveni çok daha iyi noktalara taşıyacaktır.
Şu anda 5,5 milyonun üzerinde bir aşılama kampanyasını tamamladık. Bir yandan birinci aşı gruplarının kapsamı genişletilirken, ikinci aşılamaya da başlandı. Asıl önem verdiğimiz yerli aşı geliştirme çalışmalarını da yakından takip ediyoruz. Mart aşılamada çok büyük mesafe kat edeceğimiz ve inşallah oldukça yüksek rakamları göreceğimiz bir ay olacaktır. Bu çerçevede illerimizi dört gruba ayırarak mart ayı ile birlikte kademeli normalleşme sürecini başlatıyoruz. İllerimizi düşük, orta, yüksek ve çok yüksek riskli olarak değerlendireceğiz. Restoran, kafe ve kıraathane gibi esnaflarımızı rahatlatacak adımlar önümüzdeki günlerde atılacak.
